Anadolu kadınının ölümsüz ressamı Nuri İyem
Türk resim tarihine adını altın harflerle yazdıran Nuri İyem, Anadolu insanını, göçü, kentleşmeyi ve toplumsal değişimi eserlerinde başarıyla tasvir etti. Özellikle kadın portreleriyle ün kazanan sanatçı, figüratif resmin öncülerinden biri olarak sanat dünyasında özel bir yere sahip.
Hayatına ve sanatına yön veren bu büyük ressamın aramızdan ayrılışının üstünden tam 21 yıl geçti. Anadolu kadınlarını büyük, etkileyici gözlerle konu aldığı portreleriyle hafızalara kazınan İyem, Türk resminin en tanınmış figüratif ressamlarından biri olarak kabul ediliyor. Geride bıraktığı çok sayıda eserle unutulmaz bir mirasa imza atan İyem, 1915 yılında Bulgaristan göçmeni aileden gelen Hüsnü Bey ile Melek Hanım'ın yedinci çocuğu olarak İstanbul'un Aksaray semtinde dünyaya gözlerini açtı. Hayatının erken dönemlerinde Cizre’ye taşınan ailesinin yaşam mücadelesi, sanatçının eserlerindeki güçlü toplumsal mesajlara da ilham verdi. Sanat yolculuğu ise çocuk yaşlarda, kömür kalemiyle duvarlara yaptığı çizimlerle başladı. Minik elleriyle ilk çizgilerini atarken o günlerde sıkı bir bağ kurduğu ablası Aliye’yi henüz 7 yaşında kaybetti; bu trajik olay, sanatçının kişisel tarihinden eksilmez bir yapboz parçası olarak eserlerine yansıdı. 1923'te yeniden İstanbul'a dönen aile, daha sonra Arnavutluk’un İşkodra şehrine taşındı. Burada eğitim hayatına başlayan İyem, önce mahalle mektebinde sonrasında ise İtalyan İlkokulu'nda okudu. Ancak baba hasreti nedeniyle 1924 yılında yeniden Türkiye'ye döndüler ve Mardin'e yerleştiler. Bu şehirde ilkokul eğitimini tamamlayan İyem, ardından İstanbul'da ortaokul ve liseye devam etti; 1929’da Fatih Gelenbevi Ortaokulu ve ardından Pertevniyal ile Vefa Liselerinde eğitim aldı. **Güzel Sanatlar Akademisi ile şekillenen bir sanat kariyeri Nuri İyem’in yeteneği ise Güzel Sanatlar Akademisi’nde tam anlamıyla gün yüzüne çıktı. Ünlü ressam Nazmi Ziya Güran’ın yönlendirmesiyle akademiye başvuran ve 1933 yılında kabul edilen İyem, burada sanatsal kabiliyetini ustaca pekiştirip geliştirdi. Güran’ın ardından İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi önemli isimlerin atölyelerinde de çalışan sanatçı, mezuniyeti sırasında üstün başarısıyla dikkat çekti ve akademiyi birincilikle tamamladı. Mezuniyetinin ardından askerlik hizmeti için Trakya’ya giden İyem, sonrasında Giresun’da resim öğretmeni olarak görev aldı. Bu dönemde İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin yüksek bölümü açılınca daha ileri bir sanat eğitimi almak için yeniden akademiye dönüş yaptı. Buradaki öğrenim sürecinde Fransız ressam Leopold Levy’den ders alırken aynı zamanda yazar ve düşünür Ahmet Hamdi Tanpınar ile öğrencilikten dostluğa uzanan bir ilişki geliştirdi. 1944 yılında "Nalbant" isimli eseriyle üçüncü kez birincilik elde ederek akademinin yüksek bölümünden de mezun oldu ve okulun ilk birincisi ünvanını kazandı. SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR NURİ İYEM İyem’in desenleri öğrencilik yıllarında "Servet-i Fünun" dergisinde yayımlanmaya başladı. Okuldan mezun olduğu sene heykeltraş ve seramik sanatçısı Nasip Özçapan ile evlendi; birliktelikleri yalnızca hayatlarını değil, sanatsal üretimlerini de olumlu yönde etkiledi. Nasip Özçapan, onun hakkında yaptığı bir açıklamada hayat dolu kişiliğine, teşvik edici yönüne ve bilgisine dikkat çekmişti: "Nuri ağabey yalnızca bir sanatçı değil; bizim için bir ilham kaynağı, adeta yaşayan bir kütüphane gibiydi." Türkiye'nin toplumsal, siyasi ve kültürel dönüşümlerine tanıklık eden ve Türk sanatında iz bırakan eserler yaratan Nuri İyem, akademiden mezuniyetinin ardından yaptığı "Nalbant" adlı tablodaki bazı semboller sebebiyle yaklaşık iki yıl cezaevinde kaldı. Usta sanatçı, 1950'lerden sonra yöneldiği soyut resim anlayışını 1960'lı yıllarda terk ederek, köyden kente göç eden insanların hikayelerini, gecekondu yaşamını ve genç kadın portrelerini tuvaline aktardı. Eserleriyle pek çok ödüle layık görüldü 1950'li yıllarda İstanbul'un ilk özel galerisi Maya'da kişisel sergiler açan sanatçı, yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da karma sergilere katıldı. İstanbul ve Ankara'da yaklaşık 25 kişisel sergi düzenleyen İyem, aynı zamanda Hollanda, Venedik ve São Paulo gibi önemli sanat merkezlerinde eserlerini sanatseverlerle buluşturdu. 1996 yılında, oğlu ve gelini tarafından kurulan Evin Sanat Galerisi de sanatçının çok sayıda kişisel sergisine ev sahipliği yaptı. İyem'in sanatı, iki dönemde şekillenerek ayrı bir kimlik buldu: İlk dönemi soyut çalışmaları içerirken, sonraki döneminde toplumsal gerçekçilik ön plana çıktı. Ahmet Hamdi Tanpınar, onun eserlerini "Bir heykel kadar sımsıkı, yeşil mehtap aydınlığı kadar zarif, geçmiş zamanın havasını içinde taşıyan eski fresk ve ikonalar kadar yalın" sözleriyle tanımlamıştı. Sanat yaşamı boyunca farklı alanlarda katkılarda bulunmuş olan İyem, "Yeditepe" ve "Dost" dergileri için sanat yazıları kaleme aldı. 1986'da TÜYAP Ticaret Merkezi'nde 50. sanat yılı onuruna retrospektif sergisi açıldı ve bu sergiye eşlik eden bir kitap yayımlandı. Elde ettiği ödüller arasında 1973'te Cumhuriyet'in 50. Yılı Resim Ödülü, 1989'da Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü ve 1997'de TÜYAP İstanbul Sanat Fuarı Onur Ödülü bulunmaktadır. 2001 yılında Evin Sanat Galerisi, İyem'in yapıtlarını bir araya getirerek 1504 eserden oluşan "Dünden Yarına Nuri İyem" retrospektif sergisini düzenledi. Sergideki tüm eserler iki ciltlik bir kitap ve CD halinde sanatseverlerle buluştu. Kendine özgü stiliyle figüratif alanda eserler üretti İlk dönemlerinde duygusal bir realizme yönelen İyem, zamanla kübizm ve soyut geometrik çalışmalarla zenginleştirdiği sanat anlayışını kişisel bir stille birleştirdi. Figüratif resim alanındaki üretimleriyle tanınan sanatçı, kuşağının en önemli ressamları arasında yer aldı. 1940'larda toplumsal sorunlara dikkat çeken gerçekçi figüratif resimler yaparken, 1950'lerde figürsüz çalışmalara ağırlık verdi. Sanat yaşamı boyunca 3 binden fazla eser üreten İyem, 18 Haziran 2005'te hayatını kaybetti ve Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Anadolu insanını, göçü, kentleşmeyi ve toplumsal değişimleri yansıtan eserleri, vefatından sonra da çeşitli dijital arşiv çalışmaları, çevrim içi sergiler ve sanat platformları aracılığıyla yeni nesillerle buluşmaya devam etti. Bugün İyem'in eserleri İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi gibi köklü kurumların yanı sıra özel koleksiyonlar ve yurtdışındaki galerilerde de sergilenmektedir. Gercekedebiyat.com
















YORUMLAR